<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100</id><updated>2012-01-03T18:28:08.659+01:00</updated><category term='tırnak içi'/><category term='noktasız'/><category term='akıntı'/><category term='kapsama alanı'/><title type='text'>Suya Yazılar</title><subtitle type='html'>Sıfır olasılık, imkansız demek değildir.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>27</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-5418770564354399716</id><published>2012-01-03T18:27:00.000+01:00</published><updated>2012-01-03T18:28:08.668+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;Düşünüyorum da,&lt;br /&gt;sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek...&lt;br /&gt;Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,&lt;br /&gt;naif yönlerimizin keşfedilmesi,&lt;br /&gt;cesaretsizligimizin anlaşılması,&lt;br /&gt;korkularımızın paylaşılması&lt;br /&gt;sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.&lt;br /&gt;Kabuklarımızın altında&lt;br /&gt;kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız...&lt;br /&gt;&lt;span class="text_exposed_show"&gt; ...Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.&lt;br /&gt;Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.&lt;br /&gt;İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.&lt;br /&gt;Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.&lt;br /&gt;Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?&lt;br /&gt;Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?&lt;br /&gt;Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?&lt;br /&gt;Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?&lt;br /&gt;duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?&lt;br /&gt;Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.&lt;br /&gt;Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin&lt;br /&gt;o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna&lt;br /&gt;el kaldırmaya kıyamaz?&lt;br /&gt;Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım&lt;br /&gt;karşımdakine.&lt;br /&gt;O da çözülecek belki.&lt;br /&gt;Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.&lt;br /&gt;Oysa bir görebilsek bunu.&lt;br /&gt;Kalmadı böyle insanlar demesek.&lt;br /&gt;Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.&lt;br /&gt;Kırılmaktan korkmasak.&lt;br /&gt;İncinsek, yaralansak.&lt;br /&gt;Ne olur bir darbe daha alsak.&lt;br /&gt;Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.&lt;br /&gt;Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.&lt;br /&gt;Ve kucaklaşsak yeniden.&lt;br /&gt;Tıpkı eskisi gibi.&lt;br /&gt;Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.&lt;br /&gt;O zaman fark edeceğiz.&lt;br /&gt;Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.&lt;br /&gt;Neler biriktirdiğimizi,&lt;br /&gt;kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.&lt;br /&gt;Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.&lt;br /&gt;Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.&lt;br /&gt;Yaşadığımız coğrafya zor, sartları ağır.&lt;br /&gt;Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.&lt;br /&gt;Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.&lt;br /&gt;Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.&lt;br /&gt;Sevgiye çok ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;Ufukta kara bir kış görünüyor.&lt;br /&gt;Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.&lt;br /&gt;Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.&lt;br /&gt;Kurtulun bu yükten.&lt;br /&gt;Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.&lt;br /&gt;Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.&lt;br /&gt;Hem hepimiz bir yıldızız.&lt;br /&gt;Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span class="text_exposed_show"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabindranath TAGORE&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-5418770564354399716?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/5418770564354399716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=5418770564354399716' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5418770564354399716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5418770564354399716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2012/01/dusunuyorum-da-sanrm-en-buyuk-korkumuz.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-3584128410595330334</id><published>2011-11-01T16:18:00.003+01:00</published><updated>2011-11-01T16:21:29.160+01:00</updated><title type='text'>MUTLU KADININ MANİFESTOSU</title><content type='html'>&lt;p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Defne Joy Foster, sebebi kamuoyundan saklı bir şekilde öldü. Hıncal Uluç'un ardından atıp tuttukları için açılan tazminat davasının haberini gördüm, çok şey söylesim geldi. Hayran olduğum ölmüş kadınları geçirdim aklımdan, adları sığmaz buraya..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Baştan uyarayım, bu bir tepki veya isyan yazısı değil, mutlu ve eğlenmeyi seven/bilen kadınların dikenli sözlerini içeren abartılı alaycı ve sitemkar bir tasvir kasırgasıdır. Hiçbir hedefi yoktur ama yazılıken kişilerin kapsama alanı üzerine düşünülmemiştir, dolayısıyla illa ki okuyacaksanız dikenlere dikkat edin saplanmasın yumuşak bir tarafınıza, zira derdim provokasyon değil. Bu cümle köprüden önceki son çıkıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Janis Joplin intihar ettiğinde 27 yaşındaydı, tıpkı Defne gibi onun da ardından su testisi su yolunda kırıldı dediler. Aralarındaki temel fark, birinin tamamen vazgeçmiş, diğerinin tıka basa hayatla dolu olmasıdır. Üstelik Janis ölüme kendi iradesiyle giderken, Defne kendisinin seçmediği meçhul ölümünde bilmeden gene tek sorumlu oldu. Ne kadar ilginç böyle düşününce değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Değil efendim!!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Daha birkaç hafta öncesinde Elizabeth Taylor, acıların güzel kadını etiketiyle toprağa verildi. Aman ne zor bir hayat yaşamışmış, neler çekmişmiş yine de yılmamışmış, pek güçlüymüş falan filan. Hayat bilgisinden 5 pekiyi ile aramızdan ayrılmış oldu otoritelere göre, sağolsunlar varolsunlar, o pekiyiyi verirken hiç düşünmezler mi acaba yaşamayı seçen her kadının mutlu olduğu zaman dilimleri de vardır?!! Neden mutlu olabilme kabiliyeti değil de acılara göğüs gerebilme üzerinden gözyaşımetre ile ölçülür devrilen ömrün kıymeti?? Cevabı zor değil:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mutsuzluğa övgü!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet, aynen öyle. Niye Aysel Gürel öldüğünde aynı edebiyat yapılamadı sanıyosunuz :) Kadın basbayağı mutluydu işte. Çünkü mutsuz bir hayatı inatla sürdürüyormuş gibi göstermektir kahramanlık, mutlu olmayı başarabilenler mansiyon ödülü alırlar en fazla. Derdi takdir toplamak olanlar zaten mutsuzdur, ama bu yetmez, bunu nasıl yaydıkları önemli. Tüm bildiklerini ve gördüklerini, birikimini ve zekasını, hayat denilen cehennemde zebanilerin yer değiştirdiği ancak kalburüstü insanların devamlı acı çekmeye mahkum oldukları sahneyi kendince dekore etmek için kullanırlar evvela. Kendini farklı, aşmış, elit görmek temel dayanakları olup; diğerleri bunu göremedikleri için sahte mutluluk oyunlarına onları dahil edemezler, onlar çok bilenlerin sırça köşkünde en depresif modunda takılmaktadırlar. İç sıkıntısı esastır unutma, bol bol Nuri Bilge Ceylan (vb.) izleyip sıkıntısını yayanlara karışırlar ki kartopu gibi büyüsün. Ne sandın, her zeki ama sosyal yetersiz, duygusal gelişimini yarıda bırakmış, mutluluğu geçici ego tatminlerine indirgemiş bireycik bu adamın filmlerinde kendilerini bulur. Tersi yanlıştır, her Nuri Bilge hayranı negatif değildir, ama bunlarda fazladan orada kendini salıvermiş amaçsız yaşayan tiplerle empati kurabilecek özel bir bakış açısı var sende olmayan. Marjinal, sözlükte yazdığı gibi denenmemiş yolu keşfeden değildir, denenmemesi gereken yoldan gidendir aman ha :) Motto şu: “Sana öğretilen çoğu şey yanlış biliyorsun, kendi doğrunu bulabilmek için sapman lazım, o arada hoyratça zarar verdiklerin de bu sayede farkına varacaklar aleti oldukları kandırmacanın, iyilik etmiş olacaksın sonunda yani suçlama kendini” :) Buzdağının görünmeyen yüzünde ise bu kaybolmuşluğun farkındalığı yatar elbette, her gün boğar kendini aynı suda ama bir kulaç dahi atmaz, kıyılar işine gelmez çünkü, sevgisizliğini pekiştirir durur, mayasında inanç yoksa öyle de geberir gider.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Asıl senin ne işin var o sirkte?!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir şey öğretebileceğini ya da değiştirebileceğini sanıyor olmayasın :) Sevgiyle dokunduğun her çorak toprağın mutlulukla sulanan bereketli düş bahçesine dönüştüğü masal değildir, ama ya bunu sadece sen görüyorsan?? Bu senin gerçeğindir, aynı tarafa bakmayı reddeden hiçkimseyi buna inandıramazsın. Sen çoktan aydınlık tarafı seçip keyfinin izinde giderken, kendini gerçekleştirememiş olan diğeri hep egosunun doğrultusunda “zor” olana meyledecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte bu sebeple yüzüne bakmadan ve seni öpmeden sevişmiş olan mahluk sana uyumadan önce mübarek kıçını göstererek, suratını ona tekmeyi basmış olanı hayal edip ağlayabilmek için döndürmüştür duvara.. Ha belki bunun dahi farkında olamayacak denli dangalaktır, o zaman da yerini bilmeden ödünç aldığın o kadın rüyasına dalıverir endişen olmasın, hatta adı defalarca sayıklanabilir .. Ne yani sana mı sarılıp yatacaktı?! Senin sarılmaya, şevkate ihtiyacın mı var ki, sen zaten mutlusun ki, şikayetçi bile olmuyorsun, eğleniyorsun, keyfin yerinde, senin görevin azıcık da paşamızı eğlemekti. Hop hoop, erkek dediğin kazanmak için yaşar, senin kahramanın olabileceği bir cephen bile yok ki niye risk alsın, naapsın adam seni neyden kimden kurtaracak? Yeni (u)mutsuz piliçlere kahramanlık taslamadan önce yakıt ikmali yapmak lazım, sen şu olumlu bakabilen yanlarınla biraz pohpohla şunu, yaşadığını hatırlat, güzelce de bir seviş, ama mertebeni unutma sakın:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sen eğlenilecek kadınsın!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ya fazla salaksın ya da fazla akıllı, ikisi de kötü, ne gülüp duruyosun habire, azıcık sinirlen, bağır çağır, "trip" yap (kurban olurum ben bu kelimeye özlemişim yahu hay allah :D), nazlan, kaç, kovalat bre beceriksiz kadın!! Sonra dönüp gittiğinde şaşırırlar tabi aaa sen hissedebiliyo muydun diye, biliyorum yaşamak diyorsun buna ama boşuna kasma anlatamazsın. Bir de üstüne ya absürd olursun ya da sahtekar.. Ne var garipseyecek, kalbinin kırıldığını belli ettiğin anda artiz, şımarık, kendini bilmez olursun, ya da dikkat çekmek için sen de belki işe yarar diye rol yapıyorsundur ama yemezler, hüzün sana göre bir oyuncak değil çek elini cızz!! Ha bokunu çıkarırsan da bahane hazırdır: sen fazla iyisin/mükemmelsin/bir numarasın/süpersin, ben sana layık değilim :) Bundan ayrı bir uzuuun yazı çıkarırım ama üşeniyorum, diğerlerinin yazdıklarını okuyun, türkçesi sen normal değilsin bana normal kadın lazım hade eyvallah. Böyle yıllar sürer gider, sen içeri bir boru sarkıtıp gideri de görünmez bi yerden gözyaşlarını toprağa verip yaşarken hikaye farklı suretlerde kendini tekrar etmeyi sürdürür veee...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir gün o zurna ZIRT der!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ve bir anda Fatih Akın karakterine dönüşüverirsin :) Hakkı yenmişliğin suskunluğu bozulur ve kocaman bir kahkaha atarsın önce ama ağzınla değil :) Gerçek olmanın tadına varabildiysen ne güzel. Tüm bu kendini orijinal sanan ancak o anlamları vakumlanmış çalıntı hikayesini dahi sahiplenemeyen zavallı birbirinin kopyası kadıncık ve erkekciklerin dünyasından kendini sıyırmayı başarabildiğin an derin bir nefes çek, artık istesen de dönüş yok. Hiçbir enteresanlığı kalmadı çünkü, her daim sırıtıyordun orda zaten, onlar senden on adım önde olduklarını düşünüp yapışkan romantizmlerinde mutsuzluğu baştacı etmeye devam ederken sen onlara acıyacak vakti dahi gereksiz görüp yaşamın merkezine çevireceksin dümeni, belki 27 yaşını geçmişsindir ve hala hayatta olmak için yüzlerce sebebin, bitmeyen hayallerin vardır. Hayata susamışsındır iyice, koş kadın!! Yol fazla tenha gelirse korkma, sen yeterince kalabalıksın zaten :) Elbette kadınlar kulübü değil burası, tüm bu bahsettiklerimi ters yönlü uyarlamak da mümkün, bir gün erkekler için olan versiyonu da yazarım belki, belli mi olur ;)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir akşam salonda oturan anneme çayını götürüyordum, izlediği magazin programında Defne'nin oynadığı perili dizinin setinde insanlara birşeyler sorup duruyorlardı rastgele, epey olmuştur bu röportaja denk geleli, muhabir sordu gerçek hayatta ne zaman aşkı yakalayacaksın acaba diye, bizimkisi, giydiği garip kıyafeti muzipçe çekiştirerek suratında hin bir gülümsemeyle dedi ki, "benim gibilere aşk çok görülüyo, gerek yok bu eğleniyo zaten kafasına göre, allah da önceliği sıkılanlara veriyor galiba bana bi türlü sıra gelmiyor.." Ve kahkahalarla güldü, sıçrayarak uzaklaştı :)) Hiç unutur muyum, yazıldı tabii bi kenara :)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ne zaman ki Defne'yi kucağında tatlı mı tatlı bebeğiyle gördüm, umudum oldu..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Zıtların birbirini çektiğine hiçbir zaman inanmadım, ancak insanı sevmek için koşul da koymadım, sevmemek için bahane de aramadım. Simit satan çocuğun dahi sırrına erebildiği gülümseyişi aradım gezdiğim her yerde. Hep kendimden başladım, gerisi geldi..  Beni ben yapan herşeyi seviyorum, tüm renkleriyle.. Dostlar sağolsun!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Deli deli konuştum yine kusuruma bakmayın :D&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-3584128410595330334?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/3584128410595330334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=3584128410595330334' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3584128410595330334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3584128410595330334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2011/11/mutlu-kadinin-manifestosu_01.html' title='MUTLU KADININ MANİFESTOSU'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-5790393056515053175</id><published>2011-11-01T16:18:00.001+01:00</published><updated>2011-11-01T16:20:06.973+01:00</updated><title type='text'>MUTLU KADININ MANİFESTOSU</title><content type='html'>&lt;p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Defne Joy Foster, sebebi kamuoyundan saklı bir şekilde öldü. Hıncal Uluç'un ardından atıp tuttukları için açılan tazminat davasının haberini gördüm, çok şey söylesim geldi. Hayran olduğum ölmüş kadınları geçirdim aklımdan, adları sığmaz buraya..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Baştan uyarayım, bu bir tepki veya isyan yazısı değil, mutlu ve eğlenmeyi seven/bilen kadınların dikenli sözlerini içeren abartılı alaycı ve sitemkar bir tasvir kasırgasıdır. Hiçbir hedefi yoktur ama yazılıken kişilerin kapsama alanı üzerine düşünülmemiştir, dolayısıyla illa ki okuyacaksanız dikenlere dikkat edin saplanmasın yumuşak bir tarafınıza, zira derdim provokasyon değil. Bu cümle köprüden önceki son çıkıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Janis Joplin intihar ettiğinde 27 yaşındaydı, tıpkı Defne gibi onun da ardından su testisi su yolunda kırıldı dediler. Aralarındaki temel fark, birinin tamamen vazgeçmiş, diğerinin tıka basa hayatla dolu olmasıdır. Üstelik Janis ölüme kendi iradesiyle giderken, Defne kendisinin seçmediği meçhul ölümünde bilmeden gene tek sorumlu oldu. Ne kadar ilginç böyle düşününce değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Değil efendim!!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Daha birkaç hafta öncesinde Elizabeth Taylor, acıların güzel kadını etiketiyle toprağa verildi. Aman ne zor bir hayat yaşamışmış, neler çekmişmiş yine de yılmamışmış, pek güçlüymüş falan filan. Hayat bilgisinden 5 pekiyi ile aramızdan ayrılmış oldu otoritelere göre, sağolsunlar varolsunlar, o pekiyiyi verirken hiç düşünmezler mi acaba yaşamayı seçen her kadının mutlu olduğu zaman dilimleri de vardır?!! Neden mutlu olabilme kabiliyeti değil de acılara göğüs gerebilme üzerinden gözyaşımetre ile ölçülür devrilen ömrün kıymeti?? Cevabı zor değil:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mutsuzluğa övgü!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet, aynen öyle. Niye Aysel Gürel öldüğünde aynı edebiyat yapılamadı sanıyosunuz :) Kadın basbayağı mutluydu işte. Çünkü mutsuz bir hayatı inatla sürdürüyormuş gibi göstermektir kahramanlık, mutlu olmayı başarabilenler mansiyon ödülü alırlar en fazla. Derdi takdir toplamak olanlar zaten mutsuzdur, ama bu yetmez, bunu nasıl yaydıkları önemli. Tüm bildiklerini ve gördüklerini, birikimini ve zekasını, hayat denilen cehennemde zebanilerin yer değiştirdiği ancak kalburüstü insanların devamlı acı çekmeye mahkum oldukları sahneyi kendince dekore etmek için kullanırlar evvela. Kendini farklı, aşmış, elit görmek temel dayanakları olup; diğerleri bunu göremedikleri için sahte mutluluk oyunlarına onları dahil edemezler, onlar çok bilenlerin sırça köşkünde en depresif modunda takılmaktadırlar. İç sıkıntısı esastır unutma, bol bol Nuri Bilge Ceylan (vb.) izleyip sıkıntısını yayanlara karışırlar ki kartopu gibi büyüsün. Ne sandın, her zeki ama sosyal yetersiz, duygusal gelişimini yarıda bırakmış, mutluluğu geçici ego tatminlerine indirgemiş bireycik bu adamın filmlerinde kendilerini bulur. Tersi yanlıştır, her Nuri Bilge hayranı negatif değildir, ama bunlarda fazladan orada kendini salıvermiş amaçsız yaşayan tiplerle empati kurabilecek özel bir bakış açısı var sende olmayan. Marjinal, sözlükte yazdığı gibi denenmemiş yolu keşfeden değildir, denenmemesi gereken yoldan gidendir aman ha :) Motto şu: “Sana öğretilen çoğu şey yanlış biliyorsun, kendi doğrunu bulabilmek için sapman lazım, o arada hoyratça zarar verdiklerin de bu sayede farkına varacaklar aleti oldukları kandırmacanın, iyilik etmiş olacaksın sonunda yani suçlama kendini” :) Buzdağının görünmeyen yüzünde ise bu kaybolmuşluğun farkındalığı yatar elbette, her gün boğar kendini aynı suda ama bir kulaç dahi atmaz, kıyılar işine gelmez çünkü, sevgisizliğini pekiştirir durur, mayasında inanç yoksa öyle de geberir gider.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Asıl senin ne işin var o sirkte?!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir şey öğretebileceğini ya da değiştirebileceğini sanıyor olmayasın :) Sevgiyle dokunduğun her çorak toprağın mutlulukla sulanan bereketli düş bahçesine dönüştüğü masal değildir, ama ya bunu sadece sen görüyorsan?? Bu senin gerçeğindir, aynı tarafa bakmayı reddeden hiçkimseyi buna inandıramazsın. Sen çoktan aydınlık tarafı seçip keyfinin izinde giderken, kendini gerçekleştirememiş olan diğeri hep egosunun doğrultusunda “zor” olana meyledecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte bu sebeple yüzüne bakmadan ve seni öpmeden sevişmiş olan mahluk sana uyumadan önce mübarek kıçını göstererek, suratını ona tekmeyi basmış olanı hayal edip ağlayabilmek için döndürmüştür duvara.. Ha belki bunun dahi farkında olamayacak denli dangalaktır, o zaman da yerini bilmeden ödünç aldığın o kadın rüyasına dalıverir endişen olmasın, hatta adı defalarca sayıklanabilir .. Ne yani sana mı sarılıp yatacaktı?! Senin sarılmaya, şevkate ihtiyacın mı var ki, sen zaten mutlusun ki, şikayetçi bile olmuyorsun, eğleniyorsun, keyfin yerinde, senin görevin azıcık da paşamızı eğlemekti. Hop hoop, erkek dediğin kazanmak için yaşar, senin kahramanın olabileceği bir cephen bile yok ki niye risk alsın, naapsın adam seni neyden kimden kurtaracak? Yeni (u)mutsuz piliçlere kahramanlık taslamadan önce yakıt ikmali yapmak lazım, sen şu olumlu bakabilen yanlarınla biraz pohpohla şunu, yaşadığını hatırlat, güzelce de bir seviş, ama mertebeni unutma sakın: &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sen eğlenilecek kadınsın!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ya fazla salaksın ya da fazla akıllı, ikisi de kötü, ne gülüp duruyosun habire, azıcık sinirlen, bağır çağır, "trip" yap (kurban olurum ben bu kelimeye özlemişim yahu hay allah :D), nazlan, kaç, kovalat bre beceriksiz kadın!! Sonra dönüp gittiğinde şaşırırlar tabi aaa sen hissedebiliyo muydun diye, biliyorum yaşamak diyorsun buna ama boşuna kasma anlatamazsın. Bir de üstüne ya absürd olursun ya da sahtekar.. Ne var garipseyecek, kalbinin kırıldığını belli ettiğin anda artiz, şımarık, kendini bilmez olursun, ya da dikkat çekmek için sen de belki işe yarar diye rol yapıyorsundur ama yemezler, hüzün sana göre bir oyuncak değil çek elini cızz!! Ha bokunu çıkarırsan da bahane hazırdır: sen fazla iyisin/mükemmelsin/bir numarasın/süpersin, ben sana layık değilim :) Bundan ayrı bir uzuuun yazı çıkarırım ama üşeniyorum, diğerlerinin yazdıklarını okuyun, türkçesi sen normal değilsin bana normal kadın lazım hade eyvallah. Böyle yıllar sürer gider, sen içeri bir boru sarkıtıp gideri de görünmez bi yerden gözyaşlarını toprağa verip yaşarken hikaye farklı suretlerde kendini tekrar etmeyi sürdürür veee...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir gün o zurna ZIRT der!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ve bir anda Fatih Akın karakterine dönüşüverirsin :) Hakkı yenmişliğin suskunluğu bozulur ve kocaman bir kahkaha atarsın önce ama ağzınla değil :) Gerçek olmanın tadına varabildiysen ne güzel. Tüm bu kendini orijinal sanan ancak o anlamları vakumlanmış çalıntı hikayesini dahi sahiplenemeyen zavallı birbirinin kopyası kadıncık ve erkekciklerin dünyasından kendini sıyırmayı başarabildiğin an derin bir nefes çek, artık istesen de dönüş yok. Hiçbir enteresanlığı kalmadı çünkü, her daim sırıtıyordun orda zaten, onlar senden on adım önde olduklarını düşünüp yapışkan romantizmlerinde mutsuzluğu baştacı etmeye devam ederken sen onlara acıyacak vakti dahi gereksiz görüp yaşamın merkezine çevireceksin dümeni, belki 27 yaşını geçmişsindir ve hala hayatta olmak için yüzlerce sebebin, bitmeyen hayallerin vardır. Hayata susamışsındır iyice, koş kadın!! Yol fazla tenha gelirse korkma, sen yeterince kalabalıksın zaten :) Elbette kadınlar kulübü değil burası, tüm bu bahsettiklerimi ters yönlü uyarlamak da mümkün, bir gün erkekler için olan versiyonu da yazarım belki, belli mi olur ;)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir akşam salonda oturan anneme çayını götürüyordum, izlediği magazin programında Defne'nin oynadığı perili dizinin setinde insanlara birşeyler sorup duruyorlardı rastgele, epey olmuştur bu röportaja denk geleli, muhabir sordu gerçek hayatta ne zaman aşkı yakalayacaksın acaba diye, bizimkisi, giydiği garip kıyafeti muzipçe çekiştirerek suratında hin bir gülümsemeyle dedi ki, "benim gibilere aşk çok görülüyo, gerek yok bu eğleniyo zaten kafasına göre, allah da önceliği sıkılanlara veriyor galiba bana bi türlü sıra gelmiyor.." Ve kahkahalarla güldü, sıçrayarak uzaklaştı :)) Hiç unutur muyum, yazıldı tabii bi kenara :)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ne zaman ki Defne'yi kucağında tatlı mı tatlı bebeğiyle gördüm, umudum oldu..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Zıtların birbirini çektiğine hiçbir zaman inanmadım, ancak insanı sevmek için koşul da koymadım, sevmemek için bahane de aramadım. Simit satan çocuğun dahi sırrına erebildiği gülümseyişi aradım gezdiğim her yerde. Hep kendimden başladım, gerisi geldi..  Beni ben yapan herşeyi seviyorum, tüm renkleriyle.. Dostlar sağolsun!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Deli deli konuştum yine kusuruma bakmayın :D&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-5790393056515053175?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/5790393056515053175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=5790393056515053175' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5790393056515053175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5790393056515053175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2011/11/mutlu-kadinin-manifestosu.html' title='MUTLU KADININ MANİFESTOSU'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-2108581278428582407</id><published>2009-11-27T23:35:00.002+01:00</published><updated>2009-11-27T23:54:52.794+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'>yol</title><content type='html'>alışmak çabuk değil, ama zor da değil... ne kadar büyüsek de, özlemlerimiz çocukça; her adımda büyüse de özlemler, düşlerden vazgeçilmiyor... zaman akıp gidiyor, durup ardına bakmanı beklemiyor, kendine katabildiklerinle hayallerinin peşinde yürümeye devam etmelisin, zaman ilerliyor.  yeni bir sayfa açılırken hayatta, yeniden yazmak gerek suya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-2108581278428582407?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/2108581278428582407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=2108581278428582407' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/2108581278428582407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/2108581278428582407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/11/yol.html' title='yol'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-5583595776518186743</id><published>2009-05-11T21:04:00.004+02:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.187+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>"mırıldandıklarım"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/Sgh4_bpcCAI/AAAAAAAAABE/OLMEdQO7euQ/s1600-h/Kagit_Gemi_by_EfSultan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/Sgh4_bpcCAI/AAAAAAAAABE/OLMEdQO7euQ/s320/Kagit_Gemi_by_EfSultan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334646789769005058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Kırdın mı incittin mi birilerini&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;yeniledim mi yazdıklarımda?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Yeniden düşünmeliyim&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Dostluklarımı, ilişkilerimi&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Borçlarımı ödedim mi?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Doğru seçtim mi soruların fiillerini?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;giysilerim ütülü, odam düzenli mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Geri verdim mi aldıklarımı:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Yokladım mı duygularımı&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Hala sevebiliyor muyum insanları?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;ovmalı umutları&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Gece telefonları, ıssız konuşmalar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok anlattım ki&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kendime kaldım anlatmaktan...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Bunaldım kendisiyle boğuşmasını&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Ofset duyarlılıklardan&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Hala bir umut var mıdır&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;senin ve benim, yani bizim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;murathan mungan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-5583595776518186743?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/5583595776518186743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=5583595776518186743' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5583595776518186743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5583595776518186743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/05/mrldandklarm.html' title='&quot;mırıldandıklarım&quot;'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/Sgh4_bpcCAI/AAAAAAAAABE/OLMEdQO7euQ/s72-c/Kagit_Gemi_by_EfSultan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-8790255296103624437</id><published>2009-04-26T23:04:00.002+02:00</published><updated>2009-07-30T13:44:07.822+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='noktasız'/><title type='text'>"Ee!......."</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SfTZb-wdTnI/AAAAAAAAAA8/0iEo8M19YL4/s1600-h/676_istanbul01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 264px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SfTZb-wdTnI/AAAAAAAAAA8/0iEo8M19YL4/s320/676_istanbul01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329123333812080242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yıkık bir minarenin dökülmüş taşları arasında görünmeyen bir dua gibiydi sevgiyi beklemek, toz bulutlarının arasından beliriverecek bir el gibi uzanır yürek ufku boyunca, ve sarar gözler ardında mühürlenmiş anı yığınlarını sanki hiç yaşanmamış heyhat, zamandan medet umanlara en büyük derstir düşünceler koridorundan yolun başına dönmek, yaşlanmak öğrenmek değil bilmiyorlar, anlayınca korkular zamana galip sevmeye yenik, yollar yandaş içindir diyorsun yürüyen kalplerdeki benden başkası değil, bir mumu üflemek gibi değil midir hayat dediğin bir nefes, erir sandığın umutlar yayılır işte o ateşte ki her bir damlası nasıl da tutunur damladığı yere, bunu bi yakan bi sen bilirsin aydınlığın ışığından fazladır, söndüğün yerde değil donup kaldığın yerdedir ölüm, sıcakken tutulan nefeslerdesin çoğaldığın kadar, ve bir o kadar gerçeksin uyurken anlardan ömürlük düşler yaratırken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-8790255296103624437?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/8790255296103624437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=8790255296103624437' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/8790255296103624437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/8790255296103624437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/04/ee.html' title='&quot;Ee!.......&quot;'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SfTZb-wdTnI/AAAAAAAAAA8/0iEo8M19YL4/s72-c/676_istanbul01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-7487359639269523944</id><published>2009-03-27T01:49:00.002+01:00</published><updated>2009-07-30T13:50:55.777+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapsama alanı'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div id="post_message_186784"&gt;are you sure that this is where you want to be?&lt;br /&gt;look around you.....&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=FXTnU9F0yzQ"&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?v=FXTnU9F0yzQ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;!-- / message --&gt;                           &lt;!-- sig --&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-7487359639269523944?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/7487359639269523944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=7487359639269523944' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/7487359639269523944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/7487359639269523944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/03/blog-post.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-46579179181726164</id><published>2009-03-16T14:33:00.002+01:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.187+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir hayat yaşıyorum ki,&lt;br /&gt;Cenneti de gördüm, cehennemi de&lt;br /&gt;Öyle bir aşk yaşadım ki&lt;br /&gt;Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.&lt;br /&gt;Bazıları seyrederken hayatı en önden,&lt;br /&gt;Kendime bir sahne buldum oynadım.&lt;br /&gt;Öyle bir rol vermişler ki,&lt;br /&gt;Okudum okudum anlamadım.&lt;br /&gt;Kendi kendime konuştum bazen evimde,&lt;br /&gt;Hem kızdım hem güldüm halime,&lt;br /&gt;Sonra dedim ki "söz ver kendine"&lt;br /&gt;Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,&lt;br /&gt;Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,&lt;br /&gt;Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.&lt;br /&gt;Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.&lt;br /&gt;Öyle bir hayat yaşadım ki,&lt;br /&gt;son yolculukları erken tanıdım&lt;br /&gt;Öyle çok değerliymiş ki zaman,&lt;br /&gt;Hep acele etmem bundan, anladım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;F. NIETZSCHE&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-46579179181726164?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/46579179181726164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=46579179181726164' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/46579179181726164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/46579179181726164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/03/oyle-bir-hayat-yasiyorum-ki.html' title='ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-7440813287216802019</id><published>2009-02-25T18:38:00.000+01:00</published><updated>2009-07-30T13:44:07.823+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='noktasız'/><title type='text'>bir garip hesap...</title><content type='html'>adını koyamadığım ne varsa&lt;br /&gt;sıfatını hayata&lt;br /&gt;iyeliğini yalnızlığa yüklüyorum&lt;br /&gt;bu gece&lt;br /&gt;yaralanmadan vazgeçip&lt;br /&gt;korkulara soyunuyorum&lt;br /&gt;uykulardan koşup&lt;br /&gt;rüyalarda nefes alıyorum&lt;br /&gt;bahtımı gömdüğüm hatırlardan&lt;br /&gt;satırların arasına açıyorum&lt;br /&gt;bu gece&lt;br /&gt;gençliği kadehten&lt;br /&gt;bilmeyi unuttuklarımdan&lt;br /&gt;harfleri dillerden&lt;br /&gt;çıkarıyorum&lt;br /&gt;resimleri şarkılara&lt;br /&gt;hikayeleri sanrılara&lt;br /&gt;çarpıyorum&lt;br /&gt;sıcaklığı kokulara&lt;br /&gt;kapakları kayıplara&lt;br /&gt;kalıpları yollara&lt;br /&gt;bölüyorum&lt;br /&gt;sonunda&lt;br /&gt;bu gece&lt;br /&gt;kendimi hayallerle&lt;br /&gt;suyu yazılarla&lt;br /&gt;meşki ruhumla&lt;br /&gt;yorgunluğu bedenimle&lt;br /&gt;topluyorum&lt;br /&gt;bu gece&lt;br /&gt;yazıyorum boş dizilerine&lt;br /&gt;bir zihnin boşluğuna&lt;br /&gt;bir türkü ki&lt;br /&gt;çağlardır soğuyan&lt;br /&gt;her pırıltısında gözün&lt;br /&gt;bir garip telaştı&lt;br /&gt;yaşadık dediğin&lt;br /&gt;bir kadehte kaybolur mu&lt;br /&gt;zaman dediğin&lt;br /&gt;sırtında zavallı bir&lt;br /&gt;sahipsiz sızı&lt;br /&gt;gülümsemektir geceye&lt;br /&gt;susmak dediğin&lt;br /&gt;yalanın suretini aradım&lt;br /&gt;ufkunda bir gölge buldum&lt;br /&gt;arkamı döndüm&lt;br /&gt;gene ben&lt;br /&gt;gel de çık işin içinden....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-7440813287216802019?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/7440813287216802019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=7440813287216802019' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/7440813287216802019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/7440813287216802019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/02/bir-garip-hesap.html' title='bir garip hesap...'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-8809843528832694599</id><published>2009-02-14T11:09:00.006+01:00</published><updated>2009-07-30T13:47:47.137+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'>benden içeri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SZbjfyjnkRI/AAAAAAAAAAk/7fCtzCyr-WI/s1600-h/n720660016_654281_962.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SZbjfyjnkRI/AAAAAAAAAAk/7fCtzCyr-WI/s320/n720660016_654281_962.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302675746561954066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niyet ettim ruhumun kaymağını almaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinizden sayfalar dolusu cümleler geçtiğinde yapılacak iki şey vardır, ya o an yazmaya koyulur ve düşünmeksizin içinizden geldiği gibi yazıp sonra nasıl saçmaladığınıza bakıp gülersiniz, ya da toparlayamayacağınızı düşünüp aklınızın bulanıklığını geçirmek için kendinizi günün getirdiklerine bırakır, yatağa uzanıp uyumaya çalışırken kıvranır hatta baş ağrısı çekip yeni güne fiillerin sonuna bağlaç ekleyip soruya dönüştürerek uyanırsınız. ha bunu geceden yaparsanız zaten uyuyamazsınız. sabah yapınca da dalgın dalgın gezersiniz. her ikisi de lüzumsuzdur esasen, ama "boşveer zamanla su yüzüne çıkar herşey, akışına bırak" demek mümkün olmaz her zaman, akışın yönü değişebilir. şu an ilkini seçmiş gibi görünüyorum sanırım, bir sebebi yok, değişiklik olsun bu sefer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazmayı iç dökme olarak görmedim hiçbir zaman, dökülecek birşey varsa bedenimle, sesimle, gözlerimle, dilimle bir dosta, bir sevilene, bir anlayana bırakmayı tercih ederim. o zaman "anlatmak" paylaşmaya dönüşür benim için. yazmak, "ifade etme"nin bir yoludur, edilgen, yalın, daha çok kendinize dönük ve güçlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunca tespit ne uğruna o halde? herkesi herşeyi kendince tespit ederken kendisi tespit edilemez olanlardan mısınız? dikkat! başıboş yalnızlaşma başlangıcı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değişiklik olsun istedim. zamana dair görebildiğim ne varsa değişimden başka birşey değil. bir ömürde ne çok hayat yaşıyor insan... yazın istanbuluma kavuşana dek 2008 bana acıyla mutlulukla alışkanlıklarla karışık pasif anılar bıraktı. eksilmeye başladığınızda ara verme zamanıdır, özlemlerimi giderirken huzura bürünüp ibreyi çoğalmaya çevirdim yavaşça, gözümü kısır döngülere, sabit olan herşeye kapadım ruhumu yeniliğe açtım, ve döndüm. aynı gri gökyüzü, aynı beyaz duvarlar, aynı sesler, yüzler... neyi nasıl değiştirecektim böyle durağan bir manzarada? ertelediklerim vardı.. omzuma çantamı aldım, 3 haftada 4 ülke gördüm. yol ayrımlarını kestirebilmek için yollar iyi gelir bazen, yıllanmış dostluklarıma yeni unutulmaz anılar bıraktım üstelik, zira türkiyede de bana yetecek kadar değişiklik yoktu. zihnim güzel yaşanmışlıklarla yıkanınca uzun zamandır ertelenen esas istikamet beliriverdi gri gökyüzünün altında: öğrencilik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha birkaç ay öncesine kadar yaşlandıkça hayaller azalır sanırdım. halbuki azalan yalnızca zaman, hayaller ömre sığmayacak kadar büyük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki gün önce bir dostun şu cümlesine takıldım: "bir şeyi kurmak ne kadar zor ve uzun, yıkmak ne kadar kolay..." bir dostluk, bir ilişki, bir meslek yaratmak ne denli emek ister, oysa yok etmek çok basit... insanın kendisiyle giriştiği en büyük mücadele belki de, bir an, bir cinnet, bir buhran, bir sıkıntı, bir öfke, bir kontrolsüzlük, bir kendini bilmezlik anı ve... bom! iradenin en kuvvetli pompası kaybetme korkusu, aklın yolu izlendiğinde kamçılayan, duygularla hareket edildiğinde yok eden. ikinci büyük tehlike: alışmak......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyürken düşlediğim, çok ama çok sevdiğim, ulaştığımı her sandığımda daha çok yolum olduğunu gösterecek denli zor, ilerleyebildiğimi görünce buna değdiğini anlatacak denli keyifli işime, matematiğe yeniden çalışmaya başlamak hiç kolay olmadı. sevmediğim, başaramadığımı düşündüğüm bir noktadan geri dönmek düşündüğümden de zor oldu, üstelik hiç ısınamadığım bir yerden başlamak zorundaydım. işte o noktada geriye dönüp baktığımda, bu uğurda verilmiş 6 yıllık emeği görünce daha fazlası için her şeyi göze almaya değerdi. öte yanda "hala" boğuştuğum tembelliğim, hayatın getirdikleri/götürdükleri, kısacası insan oluşum... alışkanlıkları değiştirmek uzun zaman alıyor, özellikle de benim gibi değişimi sindirme prosedürü yavaş işleyen bünyelerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonbahardan kışa geçiş bir restorasyon süreci gibiydi hayatımda. bürokratik engeller gibi beklenmedik gecikmeler yaşadım, ardından yıkım geldi... işte, kendimi odakladığım değişim başlamıştı. hayatımda birkaç defa sert virajlar almak zorunda kaldım, bu kez virajlar birbirini takip ediyordu, sivri bir tepeyi tırmanmak gibiydi. hız kesmek kaçınılmazdı, ama dursam geri kayabilirdim. ağır ağır ilerlerken iniş çıkışlarım oldu elbet, korktuğum, paniğe kapıldığım, önceliklerimi belirlemekte zorlandığım, neyi ne kadar feda edeceğimi bilemediğim anlar oldu. ben içimde çelişkilerim arasında gidip gelirken geçmiş kırgınlıklarım da su yüzüne çıktı, bir yandan da değiştiremeyeceklerimi kabullenmem gerekiyordu, elimde olmadan incindiğim durumlar yaşadım. kimi büyüklerimden kimi sevdiklerimden keskin eleştiriler aldım, bazıları acımasızdı, bazıları direkt karakterime yönelikti ama hepsine kulak vermeye çalıştım. endişelenmeleri normaldi, bana değişimin diğer yüzüne ayna tuttular, ve bir nevi akü görevi gördüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdiklerim olmasa ne yapardım bilmiyorum. hayatta daha büyük ne kazanabilirim ki onlardan başka? hepsinin varlığına minnettarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan herşeyi tek başına başaramıyor, gücümüz yetmiyor, böylesi daha iyi belki de. o yüzden değiştirebileceklerime odaklanıp geri kalanları hayattan diledim.. inanmak gerek (kendine), inançsız insan boş şişeye benzer, ruhu yere dökülmüştür, bir süre sonra buharlaşır gider, dibe çöken tortuyla yaşayabildiği kadar yaşar. pek de büyük bir iş çıkardığımı söyleyemem, restorasyonun inşa aşamasındayım, asıl herşey şimdi başlıyor. daha "büyük" adımlar yaklaşıyor hissediyorum, yeni bir devir filizleniyor sanki avuçlarımda. hazırlamaya çalışmıyorum kendimi, hayatın getirdiği herşey kabulüm, iyisiyle kötüsüyle, sevginin aydınlattığı tarafa doğru meyletmektir bütün derdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine birkaç gün önce bir dostum şunu dedi: "seni tanıdığım süre boyunca nasıl tırtıldan kelebeğe dönüştüğünü izledim, ama daha zaman var, kozanı yırtıyorsun şimdi, uçmayı da öğreneceksin ve çok güzel kanatların olacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni benden alan benzetmelerden biri daha.. kelebeğe dönüşmeyi becerebilirsem onu da yazarım bir gün ilk konduğum yerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insancıl kaygılarım yok mu var elbet, sıkıldığım da birçok şey var, doğrudur. hatta yorgunum, bayağı hem de. tüm bunlar kararlarıma yön verecekler, annem hala kahramanlık taslıyorsun diyor, oysa uzun ve belirsiz adımlara cesaret edebilecek yaşı geçtim ben. kendimi güvende hissetmeye ihtiyacım var. sabırsız davranabilirim bazen, heyecanımdan, çocuksuluğumdandır. kendime yetebildiğim müddetçe sorun yok, her ne kadar yalnızlaştırsa da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her yeni gün bildiğini unutmak, bilmediğini farketmek, bilmeyi özlemek ve merak etmek aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki ben nasıl büyük adam olucam?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-8809843528832694599?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/8809843528832694599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=8809843528832694599' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/8809843528832694599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/8809843528832694599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/02/benden-iceri.html' title='benden içeri'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SZbjfyjnkRI/AAAAAAAAAAk/7fCtzCyr-WI/s72-c/n720660016_654281_962.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-3794245049554869213</id><published>2009-02-09T23:42:00.002+01:00</published><updated>2009-07-30T13:47:47.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'>Kesik Kesik</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Şarap kadehinin en sevdiğim özelliği tepedeki işığı iki kez yansıtmasıdır, biri aşağıdan diğeri yukarıdan olmak üzere.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hediye pakedi yapan bir kadına sormuştum bir keresinde, neden kutular önce sarılıp sonra kenardan içeri doğru paketlenir diye. "İnsan köşeleri önemser de ondan" demişti. O gün bugündür paketleri yırtmadan açmaya özen gösteririm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Oje sürüldükten sonra elinizi soğuk suya tutunca çabucak kuruduğunu göreceksiniz, ben de bunu ik teyzemden öğrenmiştim.  Suyun aşındıracağını düşünebilirsiniz, ama su sabitleyicidir aslında, bunu da akışkanlığına borçludur. Elinizi yıkadıkça sabun ve yenilenen tırnağınızın etkisiyle aşınır ojeniz, aşınansa akan suda kalır yine.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Küçükken annemin çok kızmasına rağmen toz alırken hep beze kolonya dökerdim. Bir nevi mobilya parfümüydü benim için, ama en keyifli yanı televizyon ekranını kolonyalı bezle silmekti. Tüm ekranlar kırmızı-mavi-yeşil renklerdeki minicik noktaların yanyana gelmesiyle oluşur, kolonyalı bezle silerseniz minik bir gökkuşağı oluşur ekranda. Biraz büyüyünce insan gözünün de bu üç rengin dalgalarıyla gördüğünü duydum bir belgeselde, tam kolonyayı gözüme doğrultmuştum ki babam elimden kaptı şişeyi, halbuki sadece gökkuşağı görmek istiyordum.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Doğuştan kalça kemiğim eksik olduğundan 2 yaşıma kadar yürüyemedim, bacaklarımı sabit bir hızda tutamadığım gibi onları doğru kullanmayı da pek beceremedim. Öte yandan sol elimle mi yoksa sağ elimle mi yazmalıyım diye karar vermeye çabalarken her iki elimi de koordine kullanabilme yeteneğim çok geç ve eksik oluştu aslında. Ayakkabılarımı eğilerek bağlamam, bisikletin frenine basınca tek ayağımı yana koyacağıma kendimi öne doğru fırlatmam, araba kullanırken debriyaja tam basamamam, direksiyonu çarpraz çevirmem ve avuç içimi kullanamamam, bağdaş kuramamam, uyurken kolumun üstüne yatamamam hep bu yüzden. İnsanların duruşlarını, uzuvlarını nasıl kullandıklarını hep incelerim. Sadece gözlere, sese, gülüşe değil, komposizyonun bütününe bakarım. Ve bilirim ki, elindekini parmak uçlarıyla değil avucuyla taşıyan, kıçüstü düşmekten çekinmeyen, çatalı tek yönüyle işaret parmağını kullanarak değil tüm parmak uçlarıyla saplayan, yorulunca çaktırmadan masanın altından ayakkabısını çıkartan, parmak arası terliklerle koşabilen insandan pek zarar gelmez..&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çok karakteristik bulduğum şeylerden biri saçlardır. Bunun üzerine sayfalarca analiz yazılabilir, renginden boyuna, gürlüğünden dalgasına, kesiminden toplanışına çok şey anlatır aslında. Bir filmde kadın saçına toprak sürüp öyle yıkıyordu, çok etkilenmiştim.&lt;br /&gt; Bir keresinde de rüyamda şarapla yıkıyordum saçlarımı, pırıl pırıl olmuşlardı, belki bir gün denerim.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-3794245049554869213?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/3794245049554869213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=3794245049554869213' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3794245049554869213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3794245049554869213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/02/kesik-kesik.html' title='Kesik Kesik'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-6381823027372152184</id><published>2009-01-29T20:41:00.005+01:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.187+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>Can Yücel'den...</title><content type='html'>&lt;tt&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle olmanın en  güzel yanı ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Elin elime değmeden avuçlarımı terleten  sıcaklığını taa içimde hissetmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor  musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda  boş yere &lt;/span&gt;&lt;span&gt;saatlerce havadan sudan söz etmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle olmanın en heyecanlı  yanı ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte  ağlamak gülmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle  olmanın en acı yanı ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seni hiç tanımadığım bir sürü  insanlarla paylaşmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça  kıskanmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Tanıdık  birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan  yana...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Elimde kır  çiçeğiyle seni beklemek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle  olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Sensiz gecelerde sana  söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Okuduğum kitabın sayfalarında  dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her &lt;/span&gt;&lt;span&gt;mısrasında seni  bulmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seni kaybetme  korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;umut denizinin  ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Sevgili yerine yıllarca  dost kalmayı başarmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin  yerinde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Seninle  olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Nereden bileceksin? Sen benimle hiç  olmadın ki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Olsaydın avuçlarım terlemezdi...Isırmazdım dilimin  ucunu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Özlemezdim seni yanımdayken...Kıskanmazdım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Korkmazdım yollarda  yürümekten.Islanmazdım yağmurlarda...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Yıldızlara aya dert yanmaz,böyle her  şarkıda sarhoş olmazdım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Korkmazdım seni kaybetmekten&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;ayaklarım kan revan  atlardım sandaldan denize...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Ve her kulaçta haykırırdım seni..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Ama sen hiç  benimle olmadın ki...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:monospace;"&gt;ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;/tt&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-6381823027372152184?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/6381823027372152184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=6381823027372152184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6381823027372152184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6381823027372152184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/01/seninle-olmann-en-guzel-yan-ne-biliyor.html' title='Can Yücel&apos;den...'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-1428850194500529962</id><published>2009-01-18T22:42:00.000+01:00</published><updated>2009-07-30T13:47:47.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'></title><content type='html'>Bugün seni düşündüm.&lt;br /&gt;Çorba iki tabaklıktı, iki tabağa koydum. Ekmeği ikiye böldüm,seninkini kızarttım kendiminkini ısıttım.&lt;br /&gt;Senin çorbana biraz acı biraz nane, benimkisine biraz limon ekledim. Kaşığındaki elini hayal ettim, kendimi ısıttım.&lt;br /&gt;Önce kendimi doyurdum sonra bendeki seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şarkı seçtim rastgele senin için. Uzağın olmak istedim gözlerinin daldığı. İçtiğim su olmanı istedim, dudaklarımdan içime akan.&lt;br /&gt;Bir şarkı da kendime seçtim, "diyorlar yar senden vazgeçmiş inanmıyom", inansan iyi edersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezveyi koydum ocağa, kahve de azalmış dedim cevap vermedin. "parası da pulu da yerin dibine batsın, sen bana ben sana hasret mi öleceğiz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki fincanın da köpüğünde göz vardı, aldım kaşıkla. Bir sigara yaktım, nefesini içime çektim, dumanı dışarı üfledim, böyle zehir olur mu?&lt;br /&gt;Biliyorum, bir gün yosun kokusunda içeceğiz kahvemizi beraber; sen bir deniz kıyısında, ben bir deniz kıyısında.&lt;br /&gt;"yıldızları görsem, denizi göremiyom, bir özgürlük çayına hasret mi öleceğiz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çerez koydum sehpaya belki canın çeker diye. Tuzsuz fıstıkları ve kuru üzümleri aşırdım çaktırmadan, dizi pek heyecanlıydı anlaşılan.&lt;br /&gt;Yastığı ikiye katlayıp başımla duvar arasına koydum, mahsuscuktan omuz yaptım ama boynum yemedi bu numarayı, uzandım, yaslandım dizine, şimdi oldu işte. Sıcağına uyuyup düşlerine uyanmak istedim. &lt;br /&gt;Yüreğimdeki küllerin soğuyana dek uyuyacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün seni yaşadım.&lt;br /&gt;Anılar yetmedi; seni sevmek mi daha zor unutmak mı bilemedim. Gerek yok yanımda olmana, detaylar önemsiz özlemek faydasız,&lt;br /&gt;beni sende seni bende yaşadım işte, geçti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-1428850194500529962?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/1428850194500529962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=1428850194500529962' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/1428850194500529962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/1428850194500529962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/01/bugn-seni-dndm.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-2847761658638081695</id><published>2009-01-18T13:50:00.001+01:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.187+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>Hayyam'dan Dörtlükler</title><content type='html'>Gönül dedi: Ben neyim ki, bir damla sadece;&lt;br /&gt;Ben nerde, görmediğim koca deniz nerde!&lt;br /&gt;Böyle diyen gönül denize kavuşunca&lt;br /&gt;Baktı kendinden başka şey yok görünürde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.&lt;br /&gt;Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.&lt;br /&gt;Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.&lt;br /&gt;Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felek doğruyu eğriyi tartaydı,&lt;br /&gt;Her işine güzel demek kolaydı.&lt;br /&gt;Böyle mi yaşardı iyiler dünyada,&lt;br /&gt;Evrenin özü doğruluk olaydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamanın sırlarını bileydin&lt;br /&gt;Ölümün sırlarını da çözerdin;&lt;br /&gt;Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:&lt;br /&gt;Yarın, akılsız, neyi bileceksin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;&lt;br /&gt;Senden benden başka düşünen yok, arama!&lt;br /&gt;Vaz geç ötelerden, yorma kendini:&lt;br /&gt;O var sandığın şey yok mu, o yok arama!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık yokluk derdini aklından sil;&lt;br /&gt;Bırak öteleri de kendini bil.&lt;br /&gt;Doldur şarabı, geniş bir nefes al:&lt;br /&gt;Kaç nefes alacağın belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek eren içinde kir tutmayandır;&lt;br /&gt;Varlığını korkusuzca hiçe sayandır;&lt;br /&gt;Bu topraklar üstünde en temiz kişi&lt;br /&gt;Sağlığında toprak kesilmiş olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü;&lt;br /&gt;Yükselmenin de alçalmanın da içyüzünü;&lt;br /&gt;Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin:&lt;br /&gt;Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimden geçtikçe gelirim kendime,&lt;br /&gt;Alçalırım çıktıkça yüksek yerlere.&lt;br /&gt;En garibi, içmeden sarhoşum da ben,&lt;br /&gt;Ayılırım her kadehi devirdikçe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem aklın mutluluk peşinde senin,&lt;br /&gt;Hem söylerim, söylerim dinlemezsin;&lt;br /&gt;Aldığın her nefesin kadrini bil&lt;br /&gt;Ot değilsin ki kesildikçe bitesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şarap içiyorum, doğrudur;&lt;br /&gt;Aklı olan da beni haklı bulur:&lt;br /&gt;İçeceğimi biliyordu Tanrı,&lt;br /&gt;İçmezsem Tanrı yanılmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uçsuz bucaksız dünya içinde, bil ki,&lt;br /&gt;Mutlu yaşamak iki türlü insana vergi;&lt;br /&gt;Biri iyinin kötünün aslını bilir,&lt;br /&gt;Öteki ne dünyayı bilir, ne kendini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-2847761658638081695?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/2847761658638081695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=2847761658638081695' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/2847761658638081695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/2847761658638081695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/01/hayyamdan-drtlkler.html' title='Hayyam&apos;dan Dörtlükler'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-6062819815785325693</id><published>2009-01-05T17:00:00.007+01:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>Özdemir Asaf'tan seçmeler</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;SENSİZ&lt;br /&gt;Sensiz de denizi seyredebiliyorum.&lt;br /&gt;Hem dalgaların dili seninkinden açık.&lt;br /&gt;Ne kadar hatırlatsan kendini boş.&lt;br /&gt;Sensiz de seni sevebiliyorum.&lt;br /&gt;Hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,&lt;br /&gt;Karşılaştığımız zamanlarda.&lt;br /&gt;Sen, sevgiden şımaran çocuk,&lt;br /&gt;Ben şaşıran budala.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;ÖZLEM&lt;br /&gt;Bir gece, gecede bir uyku..&lt;br /&gt;Uykunun icinde ben..&lt;br /&gt;Uyuyorum,Uykudayım,&lt;br /&gt;Yanımda sen.&lt;br /&gt;Uykunun içinde bir rüya,&lt;br /&gt;Rüyamda bir gece,&lt;br /&gt;Gecede ben..&lt;br /&gt;Bir yere gidiyorum, delice..&lt;br /&gt;Aklımda sen.&lt;br /&gt;Ben seni seviyorum, gizlice..&lt;br /&gt;El-pençe duruyorum,&lt;br /&gt;Yüzüne bakıyorum, &lt;br /&gt;Söylemeden, tek hece.&lt;br /&gt;Seni yitiriyorum, çok karanlık bir anda..&lt;br /&gt;Birden uyanıyorum, bakıyorum aydınlık;&lt;br /&gt;Uyuyorsun yanımda..güzelce.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;SENİ SAKLAYACAĞIM&lt;br /&gt;Seni saklayacağım inan&lt;br /&gt;Yazdıklarımda, çizdiklerimde,&lt;br /&gt;Şarkılarımda, sözlerimde.&lt;br /&gt;Sen kalacaksın kimse bilmeyecek&lt;br /&gt;Ve kimseler görmeyecek seni,&lt;br /&gt;Yaşayacaksın gözlerimde.&lt;br /&gt;Sen göreceksin, duyacaksın&lt;br /&gt;Parıldayan bir sevi sıcaklığı,&lt;br /&gt;Uyuyacak, uyanacaksın.&lt;br /&gt;Bakacaksın, benzemiyor&lt;br /&gt;Gelen günler geçenlere,&lt;br /&gt;Dalacaksın.&lt;br /&gt;Bir seviyi anlamak&lt;br /&gt;Bir yaşam harcamaktır,&lt;br /&gt;Harcayacaksın.&lt;br /&gt;Seni yaşayacağım, anlatılmaz,&lt;br /&gt;Yaşayacağım gözlerimde;&lt;br /&gt;Gözlerimde saklayacağım.&lt;br /&gt;Bir gün, tam anlatmaya..&lt;br /&gt;Bakacaksın,&lt;br /&gt;Gözlerimi kapayacağım..&lt;br /&gt;Anlayacaksın. &lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;GİDEN&lt;br /&gt;Bir gecedir bütün geceler gibi&lt;br /&gt;Saçlarında,tanıdığın ellerin en ağırı&lt;br /&gt;Gözlerinde maceraların en derini...&lt;br /&gt;Sana anlatırlar geçenle kalandan&lt;br /&gt;Bir gecedir bütün geceler gibi&lt;br /&gt;Karanlıklardan,aydınlıklardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne varsa kendincedir&lt;br /&gt;Pencere camlarında ışıklar parlar&lt;br /&gt;Halıda yatar eşyanın gölgesi&lt;br /&gt;İç içedir artık sokaklar,evler,odalar&lt;br /&gt;Duvarlar bakışları keser,kapılar sesi&lt;br /&gt;Ne varsa kendincedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve senin,üzerinde binbir düşünce,günden&lt;br /&gt;Oynaşır hatıranla,kalbinle,ümitlerinle&lt;br /&gt;Herşey düşünmektedir seninle&lt;br /&gt;Birden,bir rüzgar eser,sana doğru senden&lt;br /&gt;Seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler&lt;br /&gt;Hatırlayan ellerinle,unutmayan gözlerinle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişir sezilecek kadar yavaştan&lt;br /&gt;Değişir istenen istenmeyen&lt;br /&gt;O koruyan zor yalanlar silinir&lt;br /&gt;Büyür kolay bir doğru,bilinen,söylenmeyen&lt;br /&gt;Uyuyanlar uyanmış,ölüler dirilmiştir&lt;br /&gt;Bir gecedir sana doğru senden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gecedir sana doğru senden...&lt;br /&gt;Geçen yaşadığındır,yaşarken anlamadan&lt;br /&gt;Kalan bir gerçektir belki&lt;br /&gt;Bir iğne gibi kaybolan,bir bardak gibi kırılan&lt;br /&gt;Gelen sanki beklediğindir&lt;br /&gt;Ve giden,en tatlı,en sıcak,en kocaman..&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;KALMAK TÜRKÜSÜ&lt;br /&gt;Daha gidilecek yerlerimiz var&lt;br /&gt;Şu sohbetini dinler gideriz&lt;br /&gt;Coştukça şarkılar, türküler, sazlar&lt;br /&gt;Rakı mı, şarap mı, içer gideriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçse de umudun baharı yazı&lt;br /&gt;Gözlerde kalıyor yaşanmış izi&lt;br /&gt;Kimseler kınamaz burada bizi&lt;br /&gt;Ne varsa hesabı öder gideriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyecek sözü olan anlatsın&lt;br /&gt;İsterse içine yalan da katsın&lt;br /&gt;Yeter ki kendinden, bizden söz etsin&lt;br /&gt;Yalanı doğruyu sezer gideriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler gördük neler bu güne kadar&lt;br /&gt;Daha gidilecek yerlerimiz var&lt;br /&gt;Bizi buralarda unutamazlar&lt;br /&gt;Kalacak bir türkü söyler gideriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiye var olduk sevdik sevildik&lt;br /&gt;Kavgalara girdik ölduk dirildik&lt;br /&gt;Bir anlam fırını içinde piştik&lt;br /&gt;Anlamlı güzeli sever gideriz.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-6062819815785325693?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/6062819815785325693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=6062819815785325693' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6062819815785325693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6062819815785325693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2009/01/zdemir-asaftan-semeler.html' title='Özdemir Asaf&apos;tan seçmeler'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-3412712164578209774</id><published>2008-12-30T22:40:00.003+01:00</published><updated>2009-07-30T13:50:55.778+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapsama alanı'/><title type='text'>Hoşçakal 2008</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=uC96HUCBZk0"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=uC96HUCBZk0&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-3412712164578209774?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/3412712164578209774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=3412712164578209774' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3412712164578209774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3412712164578209774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/12/httpwww.html' title='Hoşçakal 2008'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-6581287634433950196</id><published>2008-12-24T18:18:00.001+01:00</published><updated>2009-07-30T13:47:47.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'></title><content type='html'>bir kız çocuğu var aynanın sırlı tarafından gözbebeğime düşen.&lt;br /&gt;bir köşeye sinip oturmuş, ne yapsam ulaşamıyorum bir türlü.&lt;br /&gt;neyin var diyorum susuyor.&lt;br /&gt;hadi gel hoşuna giden birşeyler yapalım diyorum tepki vermiyor.&lt;br /&gt;sevdiği şeyler yapıp yiyorum, her zaman yerinden sıçratan müzikleri açıyorum, ama yok...&lt;br /&gt;beraber susmaya başladığım zaman hırçınlaşıyor, öyle bir bakıyor ki anafor gibi başım dönüyor dalıyorum gözlerine, kayboluyorum, çok da karanlık üstelik.&lt;br /&gt;o zaman benim yerime sen konuş diyorum kafa sallıyor gözlerini yumup, benim de konuşmamı istemiyorsun diyorum, o zaman da öyle bir gülümsüyor ki beynime oklar yağıyor sanki.&lt;br /&gt;ben okçuyu ararken içimde, o bana sarılıyor ben onu koruyacağıma, başımı alıyor küçük ellerinin arasına, garip, tüm dünyam sığıyor sanki minicik avuçlarına...&lt;br /&gt;ruhumun merkezindeki huzur parkında sevinçle salınırken kim veya ne çıkardı onu ordan bilmiyorum, sanki rolleri değişmişiz, ben çimlere uzanıyorum o benim yerime yaşıyor gibi.&lt;br /&gt;öyle kendinden emin duruyor ki teslimiyet kaçınılmaz oluyor. ben onun incinmesinden korkarken o bana ayna tutuyor; hani eve gelirsiniz kapı kırılmıştır, içerisi talandır, hırsızların yüzü izi yoktur, siz o dağınıklıkta neler gitti anlamaya çalışırsınız, aslında bir önemi de yoktur o noktada zira giden gitmiştir, ne yapacağınızı bilemezsiniz bir süre, toparlamaya çalışırken kayıp bilançosu&lt;br /&gt;çıkarmaya çalışırsınız. kimi kayıpların telafisi mümkündür. gelecekte karşılığı vardır yani. ama içerisi talandır. yeniden başlamak gerekir. &lt;br /&gt;başım minik avuçlarında güvendeyken kocaman gözlerinde böyle görüyorum işte kalbimi. ilk şaşkınlığı üzerimden atınca soruyorum nasıl diye.&lt;br /&gt;bilgiç muzur tiz sesiyle cevap veriyor tek kelimeyle: sen..&lt;br /&gt;ben mi yaptım yani? hayır... farkında olmadan ben kilitlemedim kapıyı belki, ama bu hırsız(lar)ı haklı çıkarmaz ki, artı davetiye mi çıkardım ki, nedenmiş ben??&lt;br /&gt;hırçınlaşan benim bu kez, madem gördün neden engel olmadın veya uyarmadın diye sızlanıyorum ilk başta.&lt;br /&gt;sen öyle san dercesine bakıyor bana. o zaman anlıyorum ki, tam da ona ulaşmak üzereyken içime bir kurt düşmüş, koşa koşa ruhumun merkez kapısının önünde bulmuşum kendimi, o da dışarı çıkmış bir köşeye oturmuş beni bekliyor işte.&lt;br /&gt;yine başa dönüyoruz.&lt;br /&gt;hırçınlığı bırakıp kafayı kaldırıp baktığımda içerden dumanlar yükseldiğini görüyorum. korunaklı duvarların ardına gizlediğim, eteklerinde uzanıp huzur bulduğum, toprağına minik bir kız çocuğu emanet ettiğim sakin yanardağ kendini sessizce biriktirmiş, ve yine gürültüsünü duyamayacağım kadar derinden patlamış, lavlar süzülürken geçtiği yerleri talan etmiş, bu zavallı çocuk da kaçıp benim gelmemi beklemiş, ta ki ben depremi hissedene kadar. &lt;br /&gt;anladığımı görünce fısıltıyla yineliyor işte: sen..&lt;br /&gt;kayıpların bir önemi yok artık. bir süre güvendeyiz durduğumuz köşede. &lt;br /&gt;böyle anlarda düşünülmez, kelimeler bir şey anlatmaz çünkü. kendinize sarılıp geçmesini beklemekten başka çare yoktur.&lt;br /&gt;küsmenin de faydası yok, birazcık sabır.&lt;br /&gt;uzaklaşsak mı bir süre ne dersin diyorum. yaşamakla geçer mi dersin?&lt;br /&gt;yorgunsun uzan biraz diyor, nasılsa her yere beraber gidiyoruz.&lt;br /&gt;vallahi bu çocuk benden olgun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-6581287634433950196?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/6581287634433950196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=6581287634433950196' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6581287634433950196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6581287634433950196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/12/bir-kz-ocuu-var-aynann-srl-tarafndan.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-1606443255712018795</id><published>2008-12-20T23:29:00.000+01:00</published><updated>2009-07-30T13:44:07.823+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='noktasız'/><title type='text'></title><content type='html'>yoruldum&lt;br /&gt;haketmediklerimden değil&lt;br /&gt;hak arayanlardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deliliğimden değil&lt;br /&gt;kendini akıllı sananlardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorumsuzluğumdan değil&lt;br /&gt;görev nedir bilmediğimden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaybettiğimden değil&lt;br /&gt;bulduğumu sandığımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inanmadığımdan değil&lt;br /&gt;bir adım ilerisini görmekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaçtığımdan değil&lt;br /&gt;kovalamacadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inadımdan değil&lt;br /&gt;kolay vazgeçemeyişimden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suskunluğumdan değil&lt;br /&gt;sorduklarında diyecek bir şey bulamamaktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlatamamaktan değil&lt;br /&gt;anladığımı sanıp yanılmaktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saflığımdan değil&lt;br /&gt;kandırmacalardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoruldum&lt;br /&gt;kendimden değil&lt;br /&gt;hayattan hiç değil&lt;br /&gt;ama farkında olmaktan&lt;br /&gt;sorulardan cevaplardan&lt;br /&gt;sonu belli oyunlardan&lt;br /&gt;başı belli yalanlardan&lt;br /&gt;dolambaçlı yollardan&lt;br /&gt;çok yoruldum..&lt;br /&gt;hayal kurmak güzel de&lt;br /&gt;gel gör ki&lt;br /&gt;zamanı durdurabilmek ne mümkün...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-1606443255712018795?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/1606443255712018795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=1606443255712018795' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/1606443255712018795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/1606443255712018795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/12/yoruldum-haketmediklerimden-deil-hak.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-1406665021929674515</id><published>2008-12-12T22:46:00.003+01:00</published><updated>2009-07-30T13:44:07.823+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='noktasız'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SULctm4UnmI/AAAAAAAAAAc/8SSo2GFGEzE/s1600-h/ANDAY_beyoglu20kar20altinda%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SULctm4UnmI/AAAAAAAAAAc/8SSo2GFGEzE/s320/ANDAY_beyoglu20kar20altinda%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279024389320646242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;simit kokusunu,&lt;br /&gt;vapurun düdüğüne karışan martı çığlıklarını,&lt;br /&gt;kayalara vuran dalgaları izlemeyi,&lt;br /&gt;yosunların güneşte yeşilden maviye dönmesini,&lt;br /&gt;gri bulutların arasından güneşi beklemeyi,&lt;br /&gt;pazarların meyve sebze kısmındaki o mis gibi kokuyu,&lt;br /&gt;üst geçitlerden geçmeyi,&lt;br /&gt;yaklaşan tramvayın kırmızı rengini,&lt;br /&gt;öğrenci akbilimi,&lt;br /&gt;fırınların önünden geçmeyi,&lt;br /&gt;otobüs beklerken penguen okumayı,&lt;br /&gt;galatasarayda darbuka çalıp oynayan çocukları,&lt;br /&gt;kokoreci,midyeyi,&lt;br /&gt;balıkçı sandallarının senkronize sallanışını,&lt;br /&gt;ayakkabımdaki çamuru, hatta altına yapışan sakızı,&lt;br /&gt;durduk yere bakkala gidip gofret almayı,&lt;br /&gt;denizin ortasında tankerin geçmesini beklemeyi,&lt;br /&gt;milli piyangoculardan aldığım kazı kazanları,&lt;br /&gt;kumpiri,gözlemeyi,balık ekmeği,&lt;br /&gt;kitapçılardan yayılan müzikleri,&lt;br /&gt;arnavutköyde fenerin dibine oturup balıkçıları izlemeyi,&lt;br /&gt;eminönüne vapurla gidip halice baka baka karaköye inmeyi,&lt;br /&gt;tünelden koca bi kahve alıp taksim meydanına kadar içe içe yürümeyi,&lt;br /&gt;bahariyeden altıyola inerken köşedeki kazakçıya uğramayı,&lt;br /&gt;nargilenin hasını,tophaneyi,kivili oraleti,&lt;br /&gt;borusandan 45lik kiralamayı,&lt;br /&gt;hisarüstünden bebeğe kaptırmayı,&lt;br /&gt;erguvanları,&lt;br /&gt;kaldırım taşlarının arasından biten otları,&lt;br /&gt;her daim yerine tam oturmamış mazgalları,&lt;br /&gt;"arkaya doğru ilerleyelim" nakaratını,&lt;br /&gt;sinemada yer gösterenleri,&lt;br /&gt;amaçsızca yürümeyi,&lt;br /&gt;kalabalığı, avareliği&lt;br /&gt;kocaman oyun parkımı, istanbulumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok özlüyorum ben....................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-1406665021929674515?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/1406665021929674515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=1406665021929674515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/1406665021929674515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/1406665021929674515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/12/simit-kokusunu-vapurun-ddne-karan-mart.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_JJMm8lTeblo/SULctm4UnmI/AAAAAAAAAAc/8SSo2GFGEzE/s72-c/ANDAY_beyoglu20kar20altinda%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-3276584470686351099</id><published>2008-12-11T18:23:00.004+01:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>Açılmamış Paketler</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;..Ben gaz kütlelerini falan işin içine karıştırarak kötü benzetmelere baş vururken, o kadıncıl bir derli topluluk içinde çok güzel özetleyivermişti durumu: Açılmamış paketler... Birdenbire düşündüm ki, ilişkilerimizin tarihinde ne çok açılmamış paket var. Ne çok kırılganlık, küskünlük, alınganlık saklı kalmış; ne çok şey askıya alınmış, ertelenmiş; zamanın tavsattığı şeyler, zamanın çözdüğü şeyler sanılmış. Biz bir avuç insan bunca sözcük, terim, kavram bilirken daha birbirimizle konuşmayı beceremiyorduk. Kimse kimseyle konuşmuyordu aslında. Sahiden konuşmuyordu. Kırgınlıklarını, alınganlıklarını, küskünlüklerini, gönül koymalarını, kıskançlıklarını, öfkelerini konuşmuyordu. Durum kurtarılıyordu, geçiştiriliyordu, erteleniyordu, üzerinde durulmuyordu gülümseniyordu. Uzaklara doğru ve zamana gülümseniyordu. Espirilerin, ince uçlu şakaların ve sitemlerin arasında kaybolup gidiyordu sahiciliğin derin dertleri. Birçok gizli sorun, saklı söz açılmamış paketler olarak ortada dururken görmezden geliniyor, cami avlusuna terk edilir gibi zamana bırakılıyordu. Paketler oradan oraya yer değiştirip, sürünüp duruyor; dipte duran sorunlar ise hiç değişmiyor, hatta zamanın ekledikleriyle giderek bombalı paketler haline gelerek, günün birinde sıradan bir tartışmada, ya da çabuk onarılabilecek bir kırgınlıkta, taraflardan birinin ayağına takıldığında onca yılı birden havaya uçuruyordu. Geri dönüşsüz derin yaralanmalarla dostluklar, arkadaşlıklar bitiyor; anılar kirleniyor; yaşanmış her şeyin derin bir kederle anımsanmasına yol açacak kadar öldürülmüş bir maziye gömülüyordu. Gelinmiş bir yer olarak, sahici yol ayrımlarında yaşanan ayrılıkların yanı sıra, ayrılığı hiç hak etmemiş nice dostluk, nice beraberlik, bu çeşit acemi hoyrat kullanımlar sonucu layık olmadıkları bir biçimde sona eriyordu. Bir yaştan sonra derin ve sağlam dostluklar kurulamıyor, eskiler de elde tutulamayacak , korunamayacak kadar hırpalanıp gidiyordu. Yalnızlık asıl anlamına o zaman kavuşuyordu işte. Galiba bizler birbirimize merhametimizi yitirmiştik. Birbirimizi seviyor ya da önemsiyor; zeki, kültürlü ya da duyarlı buluyor olabilirdik. Aşksız sevgiler, aşksız dostluklar alışkanlığın gücüyle kendini sürüyüp götürüyordu elbet. Ama "merhamet"?? Aklımıza bir duygu olarak bile gelemeyecek kadar uzaklaşmıştı bizden. "merhamet" duygusu neredeyse bizden habersiz "yitirilenler" hanesine yazmıştı kendini. Uzun aralardan sonra, diyelim yeniden bir Dostoyevski romanı okuduğumuzda anlıyorduk ya da hatırlıyorduk ilişkilerimizde eksik olan o derin şeyi: merhameti...&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murathan Mungan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Kaf Dağının Önü&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-3276584470686351099?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/3276584470686351099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=3276584470686351099' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3276584470686351099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/3276584470686351099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/12/almam-paketler.html' title='Açılmamış Paketler'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-4107393818092376441</id><published>2008-11-30T02:50:00.002+01:00</published><updated>2009-07-30T13:47:47.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'></title><content type='html'>ruhumun aynasında bir delik var, görülmesi zor...&lt;br /&gt;bu ne mi demek?&lt;br /&gt;zehir karışırsa akar gider, süzülürken kirli kan, dokunana bulaşır&lt;br /&gt;ama bakarsın yaşamın ışığı kırılır içerden, çok yaklaşırsan gözün kamaşır aldanırsın&lt;br /&gt;etrafına bakarsan farklı renkler görürsün&lt;br /&gt;kurşun atmaya kalkarsan, şanslıysan delikten geçer, ama ayna kırılır, saplanır, anlayamazsın isabet edip etmediğini&lt;br /&gt;aynaya bakıp da nişan alırsan, seker seni vurur&lt;br /&gt;üflediğin nefes sıcaksa aynanın buğusuna istediğini yazarsın&lt;br /&gt;soğuksa delik antifriz görevi görür, nefessiz kalır boğulursun&lt;br /&gt;elini uzattığında suretin de yaklaşıyorsa sana, içindeki senindir&lt;br /&gt;kayboluyorsa görüntü, yüzünün karşılığı yoktur, deliğin perspektifinde silinir gidersin&lt;br /&gt;sözcüklerinin içi boşsa, deliğin arkasından kayar gider&lt;br /&gt;sıvazladığında cin çıkmaz belki içinden ama, dileğin samimiyse yoldaşın olur&lt;br /&gt;zor değil aslında..&lt;br /&gt;arkana kendi aynanı alırsan sen de çoğalırsın ben de&lt;br /&gt;değilse gölgeni de alır gidersin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-4107393818092376441?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/4107393818092376441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=4107393818092376441' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/4107393818092376441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/4107393818092376441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/11/ruhumun-aynasnda-bir-delik-var-grlmesi.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-6076623971682532648</id><published>2008-07-07T01:27:00.001+02:00</published><updated>2009-07-30T13:49:30.900+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'>gerçek yalanlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;"Ne kadar da safmışız&lt;br /&gt;Masallar hep yalanmış&lt;br /&gt;Şu kırmızı başlıklı kız&lt;br /&gt;En az kurt kadar varmış&lt;br /&gt;Rapunzel zamanında&lt;br /&gt;Küt saç daha modaymış&lt;br /&gt;Ve en hain kahramanlar&lt;br /&gt;En masum olanlarmış&lt;br /&gt;Ağustos böceği kaset&lt;br /&gt;Karınca senet yapmış&lt;br /&gt;Yalan söyleyeninse&lt;br /&gt;Burnu hiç uzamazmış&lt;br /&gt;Meğer aslanlar susar&lt;br /&gt;Aynalar konuşmazmış&lt;br /&gt;Güzeller ve düşmanlar&lt;br /&gt;Hiç mi hiç uyumazmış&lt;br /&gt;Kurşun asker silahlı&lt;br /&gt;Polyanna düzenbazmış&lt;br /&gt;Don Kişot’la savaşı&lt;br /&gt;Değirmenler kazanmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masallarla büyürsen&lt;br /&gt;Normaldir bu olanlar&lt;br /&gt;Özetleri dinledin&lt;br /&gt;Şimdi gerçek yalanlar"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir dizi özetinden alıntı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-6076623971682532648?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/6076623971682532648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=6076623971682532648' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6076623971682532648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/6076623971682532648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/07/gerek-yalanlar.html' title='gerçek yalanlar'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-2683769345551368682</id><published>2008-06-08T21:47:00.001+02:00</published><updated>2009-07-30T13:50:55.778+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapsama alanı'/><title type='text'>Altı Açık</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hEO3K9OR45c&amp;hl=en"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hEO3K9OR45c&amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-2683769345551368682?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/2683769345551368682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=2683769345551368682' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/2683769345551368682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/2683769345551368682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/06/blog-post.html' title='Altı Açık'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-8833622840921003282</id><published>2008-05-28T01:36:00.004+02:00</published><updated>2009-07-30T13:47:47.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıntı'/><title type='text'>Üstü Kapalı</title><content type='html'>Büyüdükçe aleniyetimizi törpülemişiz besbelli, her gerçeği yalanlarla örterken -üstelik kaçtıklarımızın da farkında olarak- nabza göre şerbet dağıtmayı politika bellemiş, incinmekten korkan yanlarımızı saklayalım derken kendimize uzak açıda bir yerlerde oturmuş suretimizin inandırıcılığını sorgular olmuşuz. Halbuki küçükken "Bu ne?" diye sorduğumuzda annemizin cevabı yalınlaştırma çabasında gizli olan şey, bugün bizi sorunun saflığından uzaklaştıran derinlikten kaynaklanmakta. Tabi bu durum bir noktadan sonra sarf edilen her sözü tüm anlamlarıyla değerlendirme çabasına dönüşüveriyor, sonra bu çaba hayal gücüyle birleşince kendi anlamından çok uzağa düşüp "iletişemeyen" ilişkilere zemin hazırlıyor, sonrası bildiğimizi&lt;br /&gt;sandığımız şeyleri gözden geçirmeler vesaire.. Kılıfın adı yanlış anlaşılma endişesi, ne zaman anladık da bir de üstüne yanlış olabileceğine kanaat getirdik acaba? En havadan sudan muhabbetten bile harita çıkarabilecek yetiyi geliştirmişiz, maşallah, sınırları görüp yer beğenmeye çalışıyoruz işgal edecek. Hatta bazılarımız geri geri giriyor huduttan, olur da beklediği gibi çıkmazsa ben zaten gidiyordum diyebilmek için.&lt;br /&gt;Şimdi ben sana uzun uzun soruyorum gidiyor musun diye,  sen bana uzun uzun diyorsun ki ben zaten yoktum.&lt;br /&gt;Üstü kapalı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-8833622840921003282?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/8833622840921003282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=8833622840921003282' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/8833622840921003282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/8833622840921003282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/05/st-kapal.html' title='Üstü Kapalı'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-4981494484940981363</id><published>2008-05-21T13:18:00.004+02:00</published><updated>2009-07-30T13:44:07.823+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='noktasız'/><title type='text'>Duymayı dinlemek vs. dinlemeyi duymak</title><content type='html'>Fark olmaz olur mu, vardır elbet. Duyduğun aldatır, dinlediğin yansıtır. Belirtili nesnesi olabilmek için duymak istediğin sözlerin, evvela öznesi olmak lazım dinlediklerinin. Kimlerle, nelerle aynı cümledesin bu paragrafta? Bir virgül uzağında, noktanın diğer tarafında? Soyut çoğulluğun somut tekilliğine dönüşürken satır aralarında, üşürsün işte böyle güneş yüzüne vururken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-4981494484940981363?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/4981494484940981363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=4981494484940981363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/4981494484940981363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/4981494484940981363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/05/duymayi-dinlemek-vs-dinlemeyi-duymak.html' title='Duymayı dinlemek vs. dinlemeyi duymak'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-5127582391758356712</id><published>2008-05-21T13:11:00.000+02:00</published><updated>2009-07-30T13:45:54.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak içi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: georgia; font-style: italic; color: rgb(51, 51, 255);font-family:Tahoma;color:#3e5e9f;"  &gt;Burada yağmur yağıyor&lt;br /&gt;Aralıksız yağıyor günlerdir&lt;br /&gt;Ama sen yine de şemsiyeni&lt;br /&gt;Almadan gel ilk otobüsle&lt;br /&gt;Buğulanan camlara usulca&lt;br /&gt;Yüzünü çiziyorum ki yüzün&lt;br /&gt;Bir yağmur damlası olup&lt;br /&gt;Düşüyor yapraklarına gülün&lt;br /&gt;Güller de bozamıyor bu uzun&lt;br /&gt;Karanlık sessizliğini kentin&lt;br /&gt;Anılarını yitiriyor sokaklar&lt;br /&gt;Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları&lt;br /&gt;Tarih de kekemeleşiyor bazen&lt;br /&gt;Ki o zaman aşktır tek bilici&lt;br /&gt;Aşksa yürümek gibi bir şey&lt;br /&gt;Duyabilmek kuşların gelişini&lt;br /&gt;Anısı bizsek eğer bu kentin&lt;br /&gt;Unuttuğu türküler bizsek&lt;br /&gt;Acıyı rehin bırakıp bir güle&lt;br /&gt;Anımsatmalıyız bunları bir bir&lt;br /&gt;Sonra yürümeliyiz seninle&lt;br /&gt;Sokaklara caddelere çıkmalıyız&lt;br /&gt;Belki bir aşktır bu kentin&lt;br /&gt;Belleğini geri getirecek olan&lt;br /&gt;Burada yağmur yağıyor ama sen&lt;br /&gt;Şemsiyeni almadan gel yine de&lt;br /&gt;Özletiyor bu çılgın sağanak seni&lt;br /&gt;Sırılsıklam özletiyor biliyor musun&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: georgia; color: rgb(51, 51, 255);font-family:Tahoma;color:#3e5e9f;"  &gt;Ahmet Telli&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-5127582391758356712?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/5127582391758356712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=5127582391758356712' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5127582391758356712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/5127582391758356712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/05/burada-yamur-yayor-aralksz-yayor.html' title=''/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7104510038950304100.post-7833834321735945539</id><published>2008-05-16T16:04:00.000+02:00</published><updated>2008-05-16T16:12:50.475+02:00</updated><title type='text'>Merhaba</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: webdings;"&gt;Sözümü tuttum kaptan :) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: webdings;"&gt;Hicbir edebi kaygi tasimadan, tamamlama telasindan uzak; senin sectigin adla, sana hitap ederek cikiyorum yola.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: webdings;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Suya verin o zaman, ta ki geriye sevginin beyazi kalana kadar." &lt;/span&gt;demissin...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: webdings;"&gt;Cümlelerden cok yasanmisliklar geciyor icimden, gelecegi özlüyorum senin gibi, burnumda ait oldugum sularin kokusu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: webdings;"&gt;Derken suyun üzerinde süzülürken buluyorum kendimi, rengim siyah ama gözlerim keskin, soluk ışıkta bile görebiliyorum yaklaşan balık sürüsünü, gökyüzüne yükseltip başımı var gücümle dalyorum aralarına.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: webdings; font-style: italic;"&gt;Martılar şuna bak doyamadı bi türlü diyor, oysa ben kanatlarımla yüzebilmeyi öğreniyorum :)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7104510038950304100-7833834321735945539?l=suya-yazilar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/feeds/7833834321735945539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7104510038950304100&amp;postID=7833834321735945539' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/7833834321735945539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7104510038950304100/posts/default/7833834321735945539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suya-yazilar.blogspot.com/2008/05/merhaba.html' title='Merhaba'/><author><name>karabatak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11087202440600677513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_JJMm8lTeblo/SC27ne8OrqI/AAAAAAAAAAM/bzqaCusoOxA/S220/20071023-KARABATAK.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry></feed>
